Solun Doğusu

Doğu'nun Kıyısından

  

Kadrajın Doğusu

  Filipinlerde siyasi cinayetlere son !

ILPS'den

RSS Takibi


Hindistan'dan Halkların Mücadelesine Destek Çağrısı PDF Yazdır E-Posta
Friday, 18 December 2009

 A World To Win

Devrimci Demokrat Cephe Hindistan (RDF India): “Hindistan hükümetinin halka kaşı savaşına karşı diren! Toprakları, yaşamları ve geçimleri için savaşan halkların mücadelesine destek ver!”

 

Birleşik Devletler eski başkanı George W. Bush, 11 Eylül saldırısını bahane ederek “Teröre Karşı Savaş” ilan ederek önce Irak sonra da Afganistan’a saldırdı. Böylece Amerikan emperyalizmi bu yabancı ülkelerdeki petrol, gaz ve diğer doğal kaynaklara el koyabilirdi. Ayrıca Hindistan başbakanı da 26 Aralık’ın ardından “terörizme karşı savaş” ilan etti. P. Chidambaram [“Yeşil Av Operasyonu”ndan sorumlu İçişleri Bakanı] da kısa süre önce Birleşik Devletler’in direktifleri doğrultusunda hükümetin askeri bir saldırı başlatma kararı aldığını açıkladı. Bu defaki saldırı bu ülkenin halkını, en yoksul ve en çok sömürülen kesimlerini hedef alıyordu. Her ne kadar görünen amaç, Maoist etkisi altındaki bölgelerde Hindistan devletinin egemenliğini yeniden kurmak olsa da, bu saldırı ülkenin bütün doğal kaynaklarının yabancı şirketlerin yağma ve talanına teslimini kolaylaştırmak için gerçekleştirilmektedir.

Halka karşı bu savaşın başlıca taraftarlarından biri, aktif siyasete katılmadan önce Birleşik Devletler emperyalizminin kontrolündeki Dünya Bankası’nda ekonomist olan [Başbakan]  Manmohan Singh’tır. [Singh’in başbakanı olduğu] UPA hükümetinin maliye bakanı olana kadar P. Chidambaram, İngiliz çok uluslu madencilik şirketi olan Vedanta’nın Yönetim Kurulu üyelerinden biriydi. Aynı zamanda Birleşik Devletler’in oldukça kötü bir üne sahip elektrik şirketi Enron’un da avukatlığını yapmıştır. Hem Singh hem de Chidambaram ülkedeki yabancı yatırımların kararlı savunucuları olarak, ülkedeki Birleşik Devletler emperyalizminin en baştaki iki temsilcisi olmuşlardır. 18 Haziran 2006 tarihinde başbakan parlamentoda yaptığı açıklamada şöyle bir ifade bulundu, “eğer sol-kanadın aşırılıkları ülkenin mineral zengini bölgelerinde büyümeye ve genişlemeye devam ederse, yabancı yatırımlar için ortam ciddi bir şekilde etkilenecektir.” Manmohan Singh hükümeti tarafından halk üzerinde ilan edilmiş olan bu savaşın ganimeti, emperyalist ülkelere, özellikle de Birleşik Devletler emperyalizmine teslim edilecek.

Ülke sınırları içinde yeni sınırlar: 150.000 askeri Irak’a ve 100.000 askeri Afganistan’a işgal etmek için gönderen Birleşik Devletler hükümeti gibi Hindistan hükümeti de, aynı zihniyetle, 100.000 askeri birliği halka karşı savaşmak için ülkenin orta ve batı kesimlerine gönderiyor. Ne var ki bu seferki hedef kendi topraklarımızda kendi halkımız. Hükümet bu ülkenin bir parçasını yabancı bir toprak olarak ilan etmiş ve şimdi de orayı işgal etmek için silahlı güçlerini gönderiyormuş gibi bir durum söz konusu. Hindistan ordusu ve hava kuvvetlerine ilaveten, polis, CRPF, ITBP, IRB, Özel Görev Kuvvetleri, Rashtriya avcı erleri vesaire [çeşitli özel kuvvetler ve paramiliter polisler]den oluşan on binlerce silahlı personel bu büyük çaplı savaşta yer almak için seferber edilmiş durumda. İçişleri ve Savunma Bakanlıkları yüksek rütbeli ordu subaylarının komutasındaki bu savaşı birlikte denetliyorlar. Ordunun albayları ve tuğgeneralleri, Chhattisgarh’ta Orman Savaşı Eğitim Okulları kuruyor ve halka karşı koymak için askeri birliklere eğitim veriyorlar. Ülkenin sınırlarını savunmak için yetiştirilen ITBP ve BSF’ye ilaveten, Hindistan ordusunun doğrudan emri altındaki, kötü bir üne sahip Rashtriya avcı erleri, merkezi hükümet tarafından bu askeri saldırı için yeniden harekete geçirildiler. “Garud” zırhlı helikopterlerini de içeren hava kuvvetlerine ait helikopterler bu savaş için istendi. Halkın alın teriyle kazandığı 7.300 on milyon rupi’den [yaklaşık 1,5 milyar dolar] fazla parayı, hükümet bu savaş için harcamış durumda.

Hükümet ayrıca Birleşik Devletler savunma uydularının istihbarat verilerinden yararlanmaya hazırlanıyor. Aynı zamanda içişleri bakanı tarafından “ortaklaşa ordu operasyonlarının laboratuarı” olarak adlandırılan Lalgarh’ta Birleşik Devletlerin casus uyduları, Borpelia, Kantapahadi, Ramgarh ve çevre bölgelerini görüntülemek için kullanıldı. 2009 Eylül’ünde içişleri bakanı Chidambaram dört günlük bir devlet ziyareti için Birleşik Devletler’e gitti. Bu yolculuktan dönüşünden hemen sonra, Bastar’ın kuzey, güney ve batı kısımlarında “Yeşil Av Operasyonu” başlatıldı. Hindistan’da yaşayan etnik bir grup olan adivasilere mensup en az 19 köylü bu operasyon süresince vahşice öldürüldü. Kayda değer bir diğer husus ise Birleşik Devletler güvenlik birliğinin birçok ekibinin savaş hazırlıklarını değerlendirmeye tabi tutmak için Chhattisgarh’a gizlice ziyarette bulunmasıdır. Hindistan hükümeti aynı zamanda, Afganistan ve Kuzey-Batı Pakistan’a yönelik emperyalist savaşı yöneten Birleşik Devletler ordu subaylarıyla sürekli bir istişare içinde.

Daha fazla kar için ortak bir yağma, bu savaşın arkasındaki asıl nedendir: 2001 yılından bu yana, çeşitli eyalet hükümetleri arasında yabancı yatırımcıları ve ülkenin komprador büyük ticarethanelerini kendi eyaletlerine davet etme ve yüzlerce sözleşme ve Mutabakat Anlaşması (MoU) imzalama noktasında diğer eyaletleri kurnazca yenmek amacıyla bir mücadele mevcut. Yalnızca Jharkhand’da Mittal, Jindal, Tata, Rio Tinto ve diğer yabancı ve Hindistan’ın büyük şirkeleriyle son dokuz yıl içerisinde maden projelerini, çelik ve alüminyum tesislerini ve elektrik tesislerini, barajlarını ve bunlara benzer preojeleri içeren 100’den fazla Mutabakat Anlaşması imzalandı. Benzer biçimde Orissa’da da Vedanta, POSCO, Tata, Hindalco, Jindal ve Mittal gibi şirketler keşfedilmemiş doğal kaynaklara göz dikmiş durumdalar. BJP [aşırı tutucu Hindu] hükümeti Chhattisgarh’ta Essar, Tata, Rio Tinto ve bunun gibi diğer büyük şirketlerle maden sektöründe Özel Ekonomik Bölgeler (SEZ) kurmak için sözleşmeleri çoktan imzaladı bile. Yalnızca bu üç eyalette, 2009 Eylül ayına kadar, çeşitli projelerde 873.896 on milyon rupi (yaklaşık 19 milyar dolar) değerinde yatırım sözleşmeleri imzalandı.

Geçimleri için büyük ölçüde toprağa, ormana ve nehirlere bağlı olan köylüler, özellikle de etnik bir grup olan adivasiler, kendi kaynaklarını bu kolektif yağmalama için terk etmeyi reddettiler. Köylüler bu büyük projeler için arazilerinin zorla ellerinden alınmasına karşı örgütlendiler. Aynı zamanda şu anki sömürücü sistemin devrimci bir dönüşümünü gerçekleştirmek ve ezilen halkların özgürlüğünü sağlamak için yönetici sınıflara karşı savaşan Maoistler de bu insanlık dışı projelere karşı güçlü bir direniş geliştirdiler.

Maoist hareket, bu sözleşmelerin ve Mutabakat Anlaşmalarının iptal edilmeleri için mücadele etmek, şirketlerin talanına direnmek ve halkların toprakları ve birçok bölgedeki doğal kaynakları üzerindeki haklarını garanti eden halkın devrimci gücünü kurmak için başarılı bir şekilde halkı örgütlemişlerdir.

Hükümet, sözleşmelerin ve Mutabakat Anlaşmalarının yapılmasından kısa bir müddet sonra halkın üzerindeki şiddetli saldırılarını yoğunlaştırdı ve ardından özellikle adivasiler, devlet terörünün hedefleri oldular. Chhattisgarh’ta Salwa Judum’un [devletin örgütlediği yerel milis kuvvetleri] tasmasından boşanmış vahşeti, arkasında yüzlerce ölü, tecavüze uğramış ve sakatlanmış adivasi, binlerce yakılmış ev ve yedi yüzden fazla yerinden edilmiş köylü bıraktı. Çocukların kafaları kesilmiş, adivasi köylülerinin ölü bedenleri tahrip edilmiş ve ağaçlara asılmış, tecavüz devletin bir baskı aracı olarak kullanılmıştır. Yaklaşık 300.000 adivasi, köylerinden ayrılmaları için zorlanmış, bunların 50.000’den fazlası zorla Salwa Judum’un kaplarında tutulmuştur. Bu polis kamplarının ilki Essar şirketi tarafından finanse edilmiştir. Şirket yatırım sözleşmeleri için cazip bir bölge olan Jharkhand’ın Singhbhum bölgesinde “Nagarik Suraksha Samiti” [“Yurttaşlar Güvenlik Forumu”: Maoistlere karşı savaşmaları için Polis tarafından kurulmuş silahlı köylü grubu –ç.n.–] aracılığıyla devlet terörünün egemenliği kurulmuştur. Balumath’ta  “Tritiya Prastuti Committee” [Üçüncü Hazırlık Komitesi –ç.n.–] Abhijit Şirketler Grubu tarafından bir elektrik santrali kurulmasına karşı gelişen direnişi bastırmak için kullanılmıştır. Aynı şekilde Orissa’da şirketlerin paralı kiralık katillerine yönelik övgülerini dile getiren “Shanti-Sena” [Barış Ordusu –ç.n.–] denilen organizasyon halkın direnişini kırmak için oluşturulmuştur.

Halkın ve devrimci hareketin direnişi, polis, milis ve huzuru korumak için kurulan yasadışı çetelerin ortak saldırılarına dirençli bir şekilde karşı koydular ve halkın topraklar ve doğal kaynaklar üzerindeki haklarını savundular. Emperyalist güçler, özellikle Birleşik Devletler emperyalizmi ve onun “stratejik ortağı” olan Hindistan hükümeti, Irak ve Afganistan’daki mineral ve doğal kaynakları kontrol atına almak ve yağmalamak için savaşa giren emperyalist Birleşik Devletler’in gerekçelerine benzer gerekçelerle halkın üzerindeki bu yeni askeri saldırıyı böylece bu bölgede başlattı.

İleriye yönelik tek çözüm Halkın İktidarını Kurmak: Halkın toprakları, ormanları ve doğal kaynakları üzerindeki hakları için mücadeleleri, feodal ve kolonyal güçlerin zor kullanarak ya da “hukuk” yoluyla halkı bu haklarından mahrum etmeye çalıştığından beri devam ediyor. Britanya koloniciliği tarafından çıkarılan ve adivasilerin ormanları ve toprakları üzerindeki haklarını ortadan kaldıran Orman Kanununun dayatıldığı tarihten beri, birçok olağanüstü ayaklanma Britanya Hindistan’ın gücüne meydan okumuştur. Bastar’da Gundadhar tarafından önderlik edilen Bhumkal Vidroh ayaklanması, Orissa’da Ghumeswar ayaklanması gibi bütün bu isyanlar halkın toprakları ve ormanları üzerindeki haklarını savunmayı amaçlamıştır. Aynı zamanda Naxalbari hareketi sırasında da [1960’larda Hindistan’da Maoist hareketin doğmasına yol açan Batı Bengal’daki köylü isyanı], ezilen halklar, toprakları üzerindeki hakları için ve feodal sosyal düzeni devirerek halkın devrimci gücünü kurmak için savaşmışlardır. Genel olarak bu ülkenin halkları ve özel olarak adivasilerin tarihi, yönetici sınıfların sömürüsüne ve baskısına karşı inatçı ve tavizsiz mücadelelerin bir tarihidir.

Chhattisgarh, Jharkhand, Bihar, Orissa ve Batı Bengal’de ve benzeri yerlerdeki halk hareketleri tarafından önderlik edilen kitleler bugün bile ileriye doğru ilerliyor, devrimci sınıf mücadelesinin bayrağını yükseğe taşıyor ve gerici yöneticilerin faşist saldırılarını birbiri ardına yeniyor. Ülkenin mücadele veren halkları, ister Yeşil Av Operasyonu ya da Siddhartha Operasyonu, Salwa Judum ya da Harmad Vahini, Ranveer Sena, Sunlight Sena, C-60, Siyah Yüzler, Sendra, Av Köpekleri, CRPF ya da CoBRA olsun, feodal, komprador büyük burjuvazi ve emperyalist güçlerin ortak baskısına karşı, bu saldırılara eşdeğer bir karşılık vermek üzere yeniden ve yeniden ayağa kalkıyor ve direniyor.

Hindistan hükümeti Hindistan’ın merkezinde ve batısındaki halkalara karşı yürütülen bu savaşı durdurmalı, silahlı güçlerini acil ve koşulsuz olarak bu bölgelerden derhal çekmelidir. Halkın doğal kaynaklarını yağmalamak için yabancı çok uluslu şirketler ve Hindistan şirketleri ile yapılan Mutabakat Anlaşmaları ve anlaşmalar iptal edilmeli ve bu projeler için zorla ele geçirilen topraklar gerçek sahiplerine iade edilmelidir. Ayrıca halkın topraklar ve ormanlar üzerindeki hakları tanınmalıdır. Aksi takdirde, bu ülkenin halkları kendilerine karşı yürütülen bu savaşa karşı ayaklanacak, yaşamları ve geçim kaynakları üzerinde halkın egemen gücünü kurmak için kararlı bir mücadelenin savaşını vereceklerdir. Bu mücadele, Bhagat Singh ve binlerce devrim şehidinin düşünü kurduğu gerçek bir Hindistan Halk Demokrasisi rüyası gerçekliğe dönüşene kadar sona ermeyecektir.

Sevgi Doğan tarafından Solun Doğusu için Türkçeleştirildi.

 

 
< Önceki   Sonraki >
Locations of visitors to this page