Solun Doğusu

Doğu'nun Kıyısından

  

Kadrajın Doğusu

  Filipinlerde siyasi cinayetlere son !

ILPS'den

RSS Takibi


Maoistlere karşı savaş: Maoistler kimlerdir ve ne istiyorlar? PDF Yazdır E-Posta
Thursday, 17 December 2009

 Rita Khanna

19 Kasım 2009

Hindistan Devleti, Maoist isyancılara ve ülkenin farklı bölgelerinde Maoistler tarafından önderlik edilen halka karşı çok yönlü bir savaş başlatıyor. 

İlk çatışmalar resmi bir duyuru olmaksızın başladı bile. Hindistan hükümeti bu amaçla, Chhattisgarh, Orissa ve Jharkland dahil Orta ve Doğu Hindistan bölgelerine 75.000 civarı güvenlik elemanı göndermeyi planlıyor. Hükümet, milis ve özel eğitimli KOBRA kuvvetlerine ilaveten düzenli hava kuvvetlerini de operasyona dahil edecek. Hava kuvvetleri operasyon için lojistik hazırlık yapmaya başladı. Başbakan Manmohan Singh ve İçişleri Bakanı P. Chidambaram, Maoist isyancıları Hindistan'ın iç güvenliğine en büyük tehdit ve “kalkınma”nın önündeki bir engel olarak ilan etti. Anaakım medya ise olanları sadece görünen boyutuyla ele almış görünüyor. Anaakımın yayınları ve televizyon programları Maoist isyancılara karşı bir savaş histerisi oluşturuyor gibi görünüyor fakat hesaba katmadıkları bir gerçek var: Hükümetin bu saldırısı Hindistan halkının en yoksul bazı kesimlerine de yöneltilecek. Nihayetinde bu, bir devletin kendi halkına karşı bir savaşına dönüşüyor.

Devlet propagandasının borusunu çalan medya, Maoist isyancılar tarafından önderlik edilen mevcut halk ayaklanmasının, yoksulların, özellikle de kabilelerin ve dalitlerin [Hindistan'da en altta yer alan kast –çn–] on yıllardır karşı karşıya olduğu acımasız bir sömürüden kaynaklandığı fikrini zaman zaman samimiyetsiz bir biçimde dillendirse de, esas olarak bizleri, Maoist isyancıların tehlikeli, kendi hakimiyet alanlarını kurmak için yeminli, kana susamış teröristler olduğuna inandırmaya çalışıyor. Hükümet, Maoistlerin bu alanlarda nüfuzunu sürdürebilmek için yapabileceklerinin bir sınırı olmadığı, bunun için ya devletin kalkınma faaliyetlerini engelledikleri ya da silahlarının gücünü kullanarak, itaatsiz bireyleri öldürdükleri propagandasını yapıyor. Onlara göre Maoistlerin ideolojileri sıradan halkı terörize etmek, demokratik olarak seçilmiş hükümetlerin elinden iktidarı gasp etmek ve toplumun bütün düzenini bozmaktır. Hükümet ve medya, bir avuç yoldan çıkmış romantik entelektüelin dışında Maoisleri destekleyen insanların yalnızca, yoksul, cahil, eğitimsiz, bilgisiz kabile insanları olduğuna bizleri inandırmak istiyor. Öyle görünüyor ki, bizimki gibi bir toplumda yaşayan hiçbir duyarlı zeki insanın Maoistleri gönüllü olarak desteklemeyeceklerini dahi iddia ediyorlar. Fakat gerçek resim bu mudur?

Peki Maoist isyancılar gelişen ekonomimizin zenginliğinin, sadece küçük bir azınlığın arasında değil de, herkese paylaştırıldığı eşitlikçi bir toplum inşa etmeleri için, baskıya karşı mücadele etmeleri için yoksulları, sömürülen insanları destekliyor ve örgütlüyor olamazlar mı? Devlet, Maoistleri ezmek adına, bu yoksul insanların mücadelesinin belkemiğini kırmak için elinden geleni yapıyor olamaz mı? Hükümet zenginlerin ceplerini doldurmak için bizim adımıza, kendi kardeşlerimize karşı bir savaş açmayı planlıyor olamaz mı?

Bu kriz vaktinde, bizler hükümetin gizlemeye çalıştığı bu soruları sormalıyız.

Maoist isyancılar, onların ideolojileri, planları ve programları hakkında gerçekten neler biliyoruz? Neden hükümet kendi bölgesinde ve kendi halkına karşı bir savaşa gitme ihtiyacı duyuyor? Maoistler gerçekten de kalkınmayı engelliyorlar mı? Nihayetinde kimdir bu Maoistler ve ne istiyorlar?

Soruları birer birer ele alalım.

Kimdir bu Maoistler?

 

Maoistler, büyük oranda dalitler ve kabileleri içinde barındıran aşırı yoksul insanlardan oluşan devrimcilerdir. Esas olarak Hindistan'ın zorluk çeken, çalışan ve didinen kitlelerinden geliyorlar ve ülke nüfusunun büyük çoğunluğunu teşkil eden bu türden yığınları örgütlemeye çalışıyorlar. Yoksulları, zenginlerin gazabına karşı direnebilmeleri için silahlandırıyor ve eğitiyorlar. Bu çaba içerisinde; 'kitle hareketleri, ücret artışı, daha iyi sağlık, kamu çalışanlarının dürüstlüğü vb. gibi bazı spesifik meselelere saplanıp kalmıyorlar. Maoist isyancıların anlayışına göre, yoksul ve sömürülen halk, her şeyden önce çeşitli yerlerde kendi demokratik politik iktidarını ve kendi devlet iktidarını kurmalı. Çünkü devlet iktidarını kontrol etmeksizin, yoksullar ve sömürülenler çoğunlukla yaşam koşullarında sadece sınırlı iyileştirmeler umut edebilirler, o da ancak genellikle devlet iktidarını kontrol eden zenginlere rahatsızlık vermediği sürece. Bu yüzden Maoistler, var olan devleti büyük çokuluslu şirketler, varlıklı toprak ağaları ve genel olarak zenginler adına hareket eden bir temsilci kurum olarak gördükleri için, yoksulları var olan devlete karşı mücadele, mümkünse silahlı mücadele için harekete geçiriyorlar. Mücadele, oldukça zorlu ve dengesiz; çünkü zenginler bürokratların, polisin ve hatta askeriyenin yardımını alıyorlar. Üstelik, hükümet ve anaakım medyanın propagandasının aksine, Maoist isyancılar aslında bireysel öldürmelere tamamen karşılar ve bu türden başıboş terörvari eylemleri açıkça mahkum ediyorlar. Bugüne kadar yaratmaya çalıştıkları şey, yönetici sınıfların ve onların temsilcisi devlet aygıtının şiddetine göğüs gerebilmek için silahlı bir kitle hareketidir.

 

Hindistan'da Maoist hareket 1960'ların sonunda, politik işçilerin radikal bir kesiminin esas olarak Hindistan Komünist Partisi (Marksist) (CPIM)'den kopmasından sonra doğmuştur. Çünkü bu işçiler  CPIM ve CPI, RSP gibi partilerin, zenginlerin gönlünü alan ve onlarla uzlaşan oportünist politikalarıyla kendi itibarlarını sarstıklarını hissediyorlardı. Hareketin uzun bir gelişim tarihi var. Bugünkü parti CPI (Maoist) [Hindistan Komünist Partisi (Maoist)] bir çok kardeş örgütün birleşmesiyle meydana geldi.

 

Hindistan'daki kalkınma Maoistler engelledikleri için mi sekteye uğruyor?

 

Bugün Hindistan halkının durumu nedir? Mevcut yüksek büyüme oranları yanında, bu aynı zamanda utanç verici bir yoksulluğun ve olağanüstü eşitsizliğin ülkesidir. 24 milyardere (Forbes istatistiklerine göre Asya'da ikinci sırada) ev sahipliği yapan Hindistan, aynı zamanda yarı aç bir mide ile yatağa giren 230 milyon insanla da övünebilmektedir. (Kaynak: World Hunger Report)

 

Ekonomisi %9 oranında büyüyen bir ülke kendi halkını besleyemiyor - halkın en azından %50'si resmi yoksulluk sınırının altında yaşıyor ve üç yaşının altındaki çocukların %47'si aşırı zayıf [Dünya Bankası raporu; Yetersiz Beslenen Çocuklar: Reform ve Eylem için Çağrı]. 'Bilgi Ekonomisi'nin merkezi olarak adlandırılan bu yerde, toplam nüfusun sadece %11'inin yüksek öğrenime bütçesi yetiyor ve öğrencilerin %50'si gündelik işçi olarak yaşamaya başlamak için sekizinci sınıftan önce okulu bırakıyor (Kaynak: Eğitim İstatistikleri, İnsan Kaynakları Geliştirme Bakanlığı). Bu sadece Maoistlerin etki ve kontrol alanlarında değil, Hindistan'ın çoğu bölgesinde böyledir. O halde Hindistan'daki gelişmenin Maoistler tarafından engellendiğini nasıl söyleyebiliriz?

 

Maoistler kalkınmaya tümden karşı değiller, onlar sadece yoksulun tümden yoksulluğu ve yıkımı pahasına, zenginler lehine bir kalkınmaya karşılar. Örneğin Chhattisgarh'ın Dandakaranya bölgesinde helikopter pistleri yapımına karşılar fakat orada Maoist isyancıların önderlik ettiği yoksullar, Hindistan hükümetinin yapmaya yeltenmediği, sulama depoları ve kuyularını tarım işlerine yardım için kendileri inşa ettiler. Hindistan hükümeti Maoist isyancıları rutin olarak okulları havaya uçurmakla suçluyor! Fakat hükümetin gizlemeye çalıştığı şey şu ki, bu havaya uçurulan yapılar, esasında güvenlik elemanlarının kampları olarak kullanılıyordu ya da yakın zamanda bu iş için kullanılmak üzere el konuyordu.

 

Peki ne gibi değişimleri istiyorlar? Bu değişimleri neden istiyorlar?

 

(1) Reform kırıntıları yerine baskıcı rejimin tümden gözden geçirilmesi

 

Yukarıda tanımlanan tüm ıstıraplara ek olarak, Hindistan, binlerce müslümanın gün ortasında bakanların ve polisin gözleri önünde faşist Hindu kuvvetleri tarafından katledildiği bir ülkedir (son zamanlardaki bu türden en büyük ve en korkunç katliam 2002'de Gujarat'ta oldu). Bu olaylar bir kaç caninin günahlarının rastgele sonuçları değildir. Hindistan'da var olan sosyo-politik sistemin halk kitlelerinin zengin ve güçlü bir azınlık tarafından ezilmesini sağlayan yerleşik bir mekanizması vardır. Yaygın sistematik şiddete Hindistan Devleti tarafından ihtiyaç duyuluyor ve sıkça başvuruluyor, çünkü bu şekilde sıradan halk itaatkar kalıp, eziyet karşısında başkaldırmıyor.

 

(2) Üreten köylüye toprak verilip, toprak ağaları sınıfının ortadan kalkması

 

Hindistan nüfusunun %60 kadarı hala toprağa bağlı yaşıyor. Fakat ana girdi olan toprak ağırlıklı olarak bir avuç toprak ağası ve büyük çiftçinin elinde yoğunlaşmış durumda. Kırsal hanelerin %60'a yakını ciddi olarak topraksız [NSS raporu]. Köylerdeki seçkin tabaka yozlaşmış politikacı ve bürokratlarla olan danışıklı dövüşleri sayesinde bütün elle tutulur toprak reformlarını engellemiştir. Geçtiğimiz kırk yıl içerisinde, topraksız ya da çok az toprağı olan hanelerin oranı istikrarlı bir biçimde %66'dan %80'e çıktı. Diğer taraftan zirvedeki %10'luk kırsal hane şimdi 1951'de sahip olduğundan çok daha fazla toprağa sahip. (Kaynak: NSS raporu). Maoist devrimciler toprağın eşit dağılımı için bu gerçeği değiştirmek istiyorlar. Bu hedefe ulaşmak için de var olan devlet iktidarına karşı topraksız yoksul köylülerin ve yoksul tarım işçilerinin kolektif silahlı mücadelesini vermekten çekinmiyorlar.

 

(3) Tefecilerden ve tüccarlardan kurtulmak

 

Hindistan kırsalında borçluluk özellikle son 20-30 yıllık süreçte müthiş bir hızla arttı. Kamu ziraat bankaları hükümet düzenlemelerinin gevşemesi sonucunda kapanıyor. Bu yüzden köy halkı aldıkları krediler için kamusal-kurumsal kaynaklardan güvence almak yerine daha yüksek ölçeklerle köy tefecilerine (ki bunlar da genelde büyük toprak ağaları ve zengin çiftçilerdir) başvurmaya mecbur bırakılıyorlar. Vicdansız tüccarlar yoksul köylünün ıstırabını daha da artırıyor. Bunlar ayrıca fakir ve bilinçsiz köylüye fahiş fiyatlara sahte üretim girdileri satıyorlar. Üstüne üstlük köylünün mahsulünü neredeyse elden çıkarma fiyatına satın alıyor ve aldıklarını kentsel bölgelerde daha büyük fiyatlara satıyorlar. Elbette ki hali vakti yerinde köylüler bu tür kârsız durumlar içerisine düşüp yüklü miktarda kredi ihtiyacı yaşamıyorlar. Şahsi tefeciler ve çeşitli kâr amaçlı finansal şirketler köylülerden devasa meblağlar kopararak bu durumdan faydalanıyorlar. Faiz oranı ayda %5 kadar yüksek olabilmektedir. BBC News, Hindistan'da 1997'den beri bu türden borçluluğun baskısı altındaki 200.000 çifçtinin intihar ettiğini bildirmişti. Maoist isyancılar bu durumu değiştirmek istiyorlar.

 

(4) Kast sisteminin son bulması ve dokunulmazlığın kaldırılması

 

Hindistan'da kast sisteminin hala varlığını sürdürdüğü bilinen bir gerçektir. Bu sistem ekonomik olarak halkın ezici bir çoğunluğunu berbat yoksulluk koşulları altında tutarken, politik olarak da temel demokratik haklarını yok saymaktadır. Alt kastların insanlık onurları çalınmaktadır. İçme suyu kaynakları, okul vb. gibi kamu olanaklarına erişimleri bile engellenmektedir. Planlama komisyonuna bağlı uzman bir komite, köylerin %70'inde alt kasttan insanların ibadet yerlerine giremediğini ve köylerin %50'sinden fazlasında insanların en basitinden içme suyuna dahi erişimleri olmadığını bildiriyor. (Uzman Komitenin Planlama Komisyonuna sunduğu rapor)

 

Bir NCDHR raporuna göre, dalitlere karşı günde ortalama 27 vahşi suç (cinayet, adam kaçırma, tecavüz dahil) işleniyor. Köylerdeki varlıklı toprak sahibi kesimler çoğunlukla hala üst kastlardan geliyor. Bunlar, nüfusun diğer kesimlerini hakimiyet altında tutmak için brahman ideolojisini kullanıyorlar. Aynı durum; tefeciler, tüccarlar, stokçular, maden ocağı sahipleri, müteahhitler yani üst kastlardan gelen herkes için geçerlidir. Kısaca üst kastların hala kırsal yaşamın her alanında sözü geçiyor. Kiralık katillerden kurdukları kendi özel ordularıyla, ikinci bir hükümdarlık sürüyorlar. Maoistler, üst kastların bu gücünü kırmak ve dalitler ve adivasiler için eşit haklar temin etmek istiyorlar.

 

(5) Yabancı çok uluslu şirketlerin ve onların yerli işbirlikçilerinden kurtulmak

 

1991'den beri, Reliance ve Tata gibi büyük kapitalistler ve devlet bürokratlarıyla ittifak halindeki yabancı sermaye Hindistan ekonomisinin en büyük sektörleri içine girmiştir. Yol yapımı, elektrik üretimi, iletişim ağlarından tutun da gıda satışına, sağlığa ve eğitime kadar yaşamımızın her alanı bu zümre tarafından kontrol edilmektedir. 'Kalkınma' adına, binlerce dönümlük arazi dev şirketler ve çokuluslu şirketlere peşkeş çekiliyor. Örneğin, Chattisgarh - Bastar'da, Bodh Ghat barajı için, on binlerce adivasi "jal-jangal-zameen" (su-orman-toprak) olarak adlandırdıkları yerlerinden zorla tahliye ediliyorlar. Orissa - Niyamgri'de bir çok Dongria kabilesinin ikamet yeri olan arazi, bu kabilelerin geçimini tamamıyla mahvedecek olan çokuluslu Vedanta grubuna verilmiştir, ki bu kabileler 20.000'den fazla insanı kapsıyor. Devletin iktidar ve ana muhalefet partileri bu tür faaliyetleri aktif olarak destekliyorlar. Maoistler yıllardır bu talana direnmişlerdir.

 

(6) Halkın demokratik haklarını garanti altına almak

 

Hindistan'da seçimlerin genelde bir göz boyama aracı olduğu iyi bilinir. Pek çok kez tanık olduğumuz üzere, parlamento, zengin ve süper-zenginlerin milletvekili satın alabileceği bir pazardır. ADR'ye göre (Demokratik Reform Birliği) bir milletvekilinin ortalama malvarlığı 2004'te 1,9 kror (on milyon) rupi iken, bu rakam 2009'da 5,12 kror rupi’ye yükselmiştir [1 ABD Doları = 39 rupi]. Demokrasimizde, Scindias gibi bir zamanların prensleri ve hükümdarları tekrar ürüyor ve pek çok yerde yerel ekonomi ve idareyi elde tutuyorlar. Ayrıca ülkemizdeki adalet sisteminin durumunu da iyi biliyoruz. Salman Khans ve Sanjeev Nandas arabalarını sıradan insanların üzerine sürerek onları katledebilir ve buna rağmen uzun bir süre için hatta sonsuza dek yasalardan kaçabilirler. Ekolojik felaket ve insanlık kıyımıyla sonuçlanabileceğini düşünmeden keyfi bir şekilde Hindistan ırmaklarının birbirine bağlanması kararını çıkaran hakim B.N. Kirpal, emekliliğinden sonra Coca Cola'nın çevre kuruluna katılmıştır. Maoistler yoksul insanların gerçek adalete kavuşabilecekleri halkın mahkemesini kurmak istiyorlar. Aslında, Maoist hareketin güçlü olduğu bölgelerde bu tür mahkemeler fiili olarak faaliyet yürütüyor.

 

(7) Ulusların kendi kaderlerini tayin hakları

 

Hindistan hükümeti birçok halkın ulusal taleplerini acımasızca bastırmaktadır. Bu halklar ve yurtları rastlantı eseri Hindistan'a bağlanmışlardır - çünkü İngiliz hakimiyeti, anavatanlarını ilhak etmiş ve despotik bir kral da bu yerlerin Hindistan'ın birer parçası olmalarını istemiştir. Keşmir'de ve kuzey-doğu eyaletlerinde, buralardaki insanların kendi kaderlerinin tayini için verdikleri mücadeleleri bastırmak için yüz binlerce Hindistan askeri konuşlandırılmıştır. 1958'den beri kuzey-doğu eyaletlerinde, silahlı kuvvetlerin resmi izin olmaksızın arama yapabilmelerini, istedikleri şeylere el koyabilmelerini, doğrulama yapılmaksızın istedikleri evi tahrip edebilmelerini ve yok yere adam öldürebilmelerini sağlayan AFSPA uygulanmaktadır. Keşmir'de her 15 sivile 1 askeri personel düşüyor. Thangjam Manorama Devi, Chungkham Sanjit, Neelofer ve Asiya Jan örneklerinde olduğu gibi, 'terörizmle mücadele' adı altında sık sık soğukkanlı cinayetler işleniyor. Maoist isyancılar tüm ulusların kendi kaderlerini tayin etme haklarını tesis etmeye çalışıyor.

 

Böylece, özetlemek gerekirse, Maoistlerin istedikleri yeni toplum aşağıdaki unsurları barındıracaktır:

 

              Yoksul ve topraksızlara toprak. İleride ise gönüllülük temelinde kooperatif çiftçilik tesis edilecek.

              Kabile halklarına orman.

              Köylerdeki zengin ve üst kast hakimiyetine son. Cinsiyet ve dine dayalı bütün ayrımcılıkların kökü kazınacak.

               Çokuluslu şirketlerin ve onların yerli Hintli dostlarının haksız zenginliği ve malvarlığına el koyulacak.

              Ulusların kendi kaderlerini tayin edebilmeleri ve kabilelere politik özerklik.

              Bugünkü sömürücülerin tasfiye edilip, yoksullar için, yoksullar tarafından bir devlet inşa edilecek.

              İnsanlar günlük idari işlere ve karar alma mekanizmalarına katılabilecek. Demokratik temsilcilerini görevden alma yetkisine sahip insanlarla birlikte tabandan gelen bir demokrasi yaratılacak.

 

Özetle: Çalışan her kesim için, demokrasi, hak ve özgürlüğün her türlüsünü sağlamak.

Maoistlerin önderliğini yaptığı halkın mücadelesi bugüne kadar ne elde etmiştir?

 

Bu bölümdeki bilgiler (internette de bulabilirsiniz) kasıtlı olarak uzman komitenin planlama komisyonuna verdiği rapordan alınmıştır.

 

Medyanın çizmeye çalıştığı resmin aksine, hükümetin kendi raporları, Maoist isyancılar tarafından önderliği yapılan hareketin hiç de öyle basitçe polis merkezlerinin havaya uçurulması ve tek tek insanların öldürülmesi şeklinde görülemeyeceğini söylüyor. Hareket bir kitle örgütlenmesini kapsıyor. Militan protestolardaki kitle katılımı her daim bu tür bir seferberliğin karakteristiği olagelmiştir.

 

Kendilerinin de kabul ettiği gibi her ne kadar Maoistler mevcut Hindistan Devleti'nin baskısına karşı uzun vadede bir halkın mücadelesiyle ilgilenseler de, yoksul insanların koşullarını geliştirmede şimdiden bazı kısa vadeli kazanımlar sağlanmıştır.

 

Hindistan'da Maoist hareket 'üretici köylüye toprak' talebi etrafında inşa edilmişti. Ülkenin tümünde özellikle de Andhra Pradesh, Bihar ve Batı Bengalde toprak sahibi ailelerden toprak kazanabilmek için Maoistlerin önderliğinde pek çok mücadele verilmiştir. Bunun gibi pek çok durumda, toprak ağaları köylerden sürülmüş ve toprakları, topraksız yoksulların mülkiyetine geçirilmiştir. Fakat polis ve milisler yoksulların bu toprakları ekmesine izin vermiyorlar. Bihar'da Dalitler arasındaki en vasat seviyede bulunan topraksız Musaharlar mücadele etmiş ve nadasa bırakılmış devlet arazisinin mülkiyetini almışlardır. Bu da yine Maoistlerin desteğiyle olmuştur.

 

Maoistlerin liderliği altında adivasiler, Andhra Pradesh, Chhattisgarh, Maharashtra'nın Vidarbha bölgesi, Orissa ve Jharkhand'da çok geniş bir alana yayılmış orman arazisini ıslah etmişlerdir. Orissa'da sulama projeleri yüzünden yerlerinden edilen adivasiler kitleler halinde Andhra Pradesh'in Visakhapatnam bölgesindeki ormanlara göç etmek zorunda kaldılar. Orman dairesi yetkilileri bu insanları sürekli taciz ettiler ve her zamanki dayanaklarla onları bölgeden tahliye ettiler. Maoistlerin önderlik ettiği hareket buna bir son verdi.

 

Hindistan kırsalında Asgari Ücret Yasası sadece kağıt üzerinde yazılı kalan bir yasadır. Andhra Pradesh, Chhattisgarh, Orissa, Magarashtra ve Jharkhand'ın ormanlık alanlarında yasal ücretlerin ödenmemesi, adivasi işçilerinin sömürülmesinin temel bir kaynağıdır. Maoist mücadeleler buna etkili bir son vermiştir. Bu mücadeleler; tendu yaprağı [tütün yerine sarılıp içilen bir ağaç yaprağı] toplama, elbise yıkama, çanak yapımı, büyükbaş hayvan besiciliği, alet edevat tamiri vs. işlerindeki ücret oranlarında artış sağlamıştır. Önceden sömürü o kadar berbattı ki, Maoistlerin şu anki hareketi sonucu, tendu yaprağı toplama işindeki ücret oranları bu süreçte elli kez arttırılmıştır.

 

Hareket, ezilenlere haklarını aramaları ve hakim kast ve sınıflardan saygı ve itibar talep edebilmeleri için güven vermiştir. Dalit ve kabile topluluklarından gelen çalışan kadınların üst kast erkeklerince olağan cinsel istismarı ve aşağılamalarıyla başarılı bir şekilde savaşılmıştır. Çalışan kastların üst kastlar için karşılıksız yapmak zorunda olduğu angaryaya da ülkenin birçok kesiminde son verilmiştir.

 

Hindistan kırsalında, anlaşmazlıklar genelde adaletin takdirinin zengin ve güçlünün lehine uygulandığı yerler olan kast 'panchayat'larına ve köyün zengin ve ileri gelenlerine (ki bunlar genellikle toprak ağalarıdır) götürülür. Maoist hareket bu anlaşmazlıkların ve sorunların haksızlığa uğramışların lehine çözüldüğü yerler olan, genellikle 'Halk Mahkemesi' olarak tanımlanan bir mekanizma geliştirmiştir.

 

O halde neden hükümet gerçek vatanseverler olarak halkına kucak açmak yerine bu isyancıların tarafındaki kendi halkına karşı bir savaşa gitme gereği duymaktadır?

 

Cevabı çok basit. Chhattisgarh ve Orissa, çokuluslu ihalecilere satılabilecek maden varlığı açısından zengindirler. Yozlaşmış politikacılar ve BÜTÜN BU PARA arasında duran tek engel, yoksul, bütün haklardan yoksun kabile halklarıdır (ve onlara önderlik eden Maoistler). İşte bu yüzdendir bu savaş. Bu Hindistan'da ve dünyanın diğer yerleri için de yeni bir şey değildir. Belçika Kongosunu Birleşik Devletler'e, Belçika'ya ve diğer ülkelere parça parça satan Mobutu'nun yoz rejimi akıllardan çıkmaz. Direkt sömürge yönetiminden bağımsızlığın alındığı altmış yıl öncesinden bu yana, Hindistan hükümeti hep aynı şeyi yapmaktadır. Güçlü bir azınlığın ve onların yabancı dostlarının çıkarlarına hizmet etmek için ezici bir çoğunluğu sistematik olarak yoksullaştırmaktadır.

 

Maoistleri bertaraf etmek bahanesiyle, kabile halklarını köylerinden tahliye etmek amaçlı, yaklaşmakta olan savaş; maden, su ve orman gibi doğal kaynaklarımızı yağmalamak ve kontrol etmek isteyen büyük şirketlerin ısrarı üzerine açılacaktır. Şimdi, her iki tarafta da yoksulların savaştırılacağı ve yalnızca büyük kapitalistlere ve onların devletteki amigolarına kar getirecek olan bu savaşın niteliğinin farkına varmamızın vaktidir.

 

Not: Bu yazı anaakım medyanın yaptığı propaganda yüzünden kafası karışmış ve haklarında pek farkındalık geliştirememiş olabilen insanlar için Hindistan'daki Maoist hareketin hedeflerinin ve stratejilerinin basit ve kaba bir izahatıdır. Komünist devrimciler arasındaki strateji ve taktik üzerine yapılan tartışmalara, Hindistan'ın üretim tarzı üzerine yapılan tartışmalara vs. tekabül etmemektedir. Yazı, örneğin, Maoistlerin bir sivil toplum kuruluşu gibi sağlıklı içme suyu sağlamaya çalışmak yerine neden Devlete karşı şiddet eylemlerine başvurduğu konusunda zihni karışmış insanlara hitap etmektedir. Metnin içinde referansları kasıtlı olarak minimum düzeyde tuttuk. İlgili okurlar için, web sitesi: bannedthought.net, Maoist isyancılar hakkında kendi belgeleri de dahil olmak üzere geniş bir bilgi kaynağını barındırmaktadır.

 

 

 

Bu yazı Solun Doğusu için Umut Can Çelik tarafından Türkçeleştirildi.

Kaynak: Radical Notes Journal

 
< Önceki   Sonraki >
Locations of visitors to this page