| Filipinler Barış Sürecinin Getirileri, Sorunları |
|
|
|
| Saturday, 12 December 2009 | |
|
Filipinli Üniversite Öğrencisi JM Ragaza tarafından, NDFP Müzakere Heyeti Kürsü Başkanı LUIS G. JALANDONI ile yapılan bir röportajdır. Filipinler Ulusal Demokratik Cephesi (NDFP) ve Filipinler Cumhuriyeti Devleti (GRP) arasındaki barış müzakereleri sürecinin geçmişini genel hatlarıyla anlatabilir misiniz? Ne zaman başladı? Ve başlatan kimdi? Başkan Corazon Aquino Mart 1986'da, diktatör Ferdinand Marcos'un devrilmesinden sonra, devrimci hareketle barış görüşmelerinde bulunmak istediğini açıkladı. NDFP bu talebi olumlu karşıladı. Barış görüşmeleri 1986 sonlarında başladı ve Kasım 1986' da ateşkes antlaşmasıyla sonuçlandı. Marcos devrildikten sonra, demokratik kitle örgütleri Marcos'a karşı sivil itaatsizlik çağrısı yapan Corazon Aquino'ya katıldılar ve onu desteklediler. 22 Ocak 1987'de, gerçekçi bir toprak reformu için yürüyüş başlatan köylülerin ve destekçilerinin, kolluk kuvvetleri tarafından saldırıya uğraması ve onlarcasının ölüp, yüzlercesinin yaralanması üzerine, barış görüşmeleri başarısızlığa uğradı.
Aralık 1988'de, NDFP barış görüşmelerine sıcak baktığını açıkladı. 1989'da Aquino hükümeti'nin bir elçisiyle Hollanda'nın Utrecht kentinde buluşuldu. Eylül 1990'da Kongre üyesi Jose Yap, Başkan Aquino'nun temsilcisi olarak, bir hafta süreli, keşif amaçlı bir müzakere yapmaya geldi. 31 Ağustos 1992'de, bu kez Fidel Ramos'un temsilcisi olan Yap ve heyeti, NDFP temsilcisi Luis Jalandoni ve heyetiyle buluştu. 1 Eylül 1992'de sınırların belirlendiği Lahey Ortak Bildirgesini açıkladılar.
Barış müzakereleri sürecinin genel hatları ve 31 Ağustos 1992 ile 31 Mart 2006 arasında imzalanmış on iki anlaşma hakkında bilgi için NDFP'nin internet sayfasına bakabilirsiniz: http://www.ndfp.net
NDFP ile hükümet arasındaki barış görüşmelerinin hedefi nedir? Sizce, sola karşı açık bir duruşu olan hükümet, neden böyle bir sürecin tarafı oluyor? Diğer yandan 'Sol', mevcut hükümetin, iktidarını ve ekonomik/politik çıkarlarını kaybetmemek için her türlü çabayı göstereceğinin açık olduğunu düşündüğü halde, neden müzakerelere katılıyor? NDFP'nin müzakerelerdeki amacı silahlı mücadeleyi tetikleyen sebepleri ele alan anlaşmaların yapılmasını teşvik etmektir. Bunlar halkın yararına, köklü ekonomik, sosyal ve politik reformlar olabilir. Diğer bir amaç olarak da NDFP, İnsan Hakları ve Uluslararası İnsancıl Hukuk'a Saygı Üzerine Kapsamlı Mutabakat için çaba sarf etmiştir (CARHRIHL). Barış görüşmeleri süresince, NDFP tam ve kalıcı bir barışın temeli olarak gördüğü ulusal ve sosyal özgürlük amaçlı programını yansıtıp yaygın bir şekilde tanıtımını yapabilir. Bu süreçte, politik tutsakların tahliyesi için de çalışıldı. NDFP çeşitli hükümetlerin de desteğini alabildi.(Örneğin, GRP-NDFP barış görüşmelerinin şu anki arabulucusu Norveç Hükümeti, 1995'te görüşmelere ev sahipliği yapan Belçika Hükümeti ve 1996'daki görüşmelerde de Alman Hükümeti). NDFP ayrıca Avrupa Parlamentosu Kararları'nın (1997, 1999, 2008) barış görüşmelerini desteklemesini sağladı.
Gerici hükümet silahlı mücadelenin sebepleri üzerinde düşünmeyi reddettiğinde, insan haklarına ve uluslararası insancıl hukuk (IHL)'a saygı duymayı reddettiğinde ve sosyal, ekonomik ve politik reformları tartışmayı reddettiği zaman, halk karşıtı, ulus karşıtı ve tam ve kalıcı bir barış karşıtı olarak gittikçe daha fazla teşhir olmaktadır.
Barış görüşmelerinin nasıl idare edildiğini kısaca açıklayabilir misiniz? Görüşmelere girmeden önce her iki parti tarafından atılan adımlar nelerdir? Ve yahut görüşmelere girişmeden önce tarafların (ilkede olsun, işleyişte olsun) belli önkoşulları var mı? Genellikle iki taraf gündemlerde hemfikir olurlar. Toplantıdan önce birbirlerine fikirlerinin taslaklarını verirler. 1 Eylül 1992'deki Lahey Ortak Bildirgesi'nde, her iki taraf barış müzakerelerinin amacını ve doğal karakterini sekteye uğratacak önkoşullar ileri sürmeme konusunda uzlaştılar. Bu, birinin kendini diğerine dayatmasına engel olmak içindir. Teslimiyet ya da silah bırakma olarak görülemez. Görüşmeler esnasında, iki tarafın da onayladığı genel kurallarla uyumlu olarak, toplantıların divanlığı her iki heyetin kürsü başkanları tarafından dönüşümlü olarak paylaşılır. Arabulucu da katılır ve destek olur fakat toplantıları yönetmez. O sadece işlerin yürümesine yardımcı olur ya da kolaylaştırır, her iki partiyi de barıştıracak çözümler sunan bir uzlaştırıcı ya da hakim değildir.
Problemler ortaya çıktığı zaman, sorunları ayrıntılarıyla tartışmak ve müzakere heyetlerine sunulan çözüm önerilerini toparlamak için genellikle her kesimden üçer kişi olmak suretiyle "küçük komiteler" oluşturma konusunda hemfikir olunur.
Fakat elbette ki anlaşmalar imzalanmışsa, 1995'te imzalanan ve iki tarafın da temsilcileri tarafından onaylanan Güvenlik ve Dokunulmazlık Garantisi Üzerine Ortak Anlaşma (JASIG) örneğinde olduğu gibi, NDFP, JASIG'e riayeti talep eder. Öyle bir riayet bir önkoşul değil, anlaşmadan doğan bir zorunluluktur.
İki tarafın da iyi niyet ve güven göstergesi olarak bazı istekleri olabilir. Mesela NDFP bunun için savaş esirlerinin tahliyesini gerçekleştirmiştir. Buna örnek olarak ise Tuğgeneral Victor Obillo ve Yüzbaşı Eduardo Montealto'nun, Polis Şefi Roberto Bernal ve Binbaşı Noel Buan'ın tahliyeleri gösterilebilir.
Prensip olarak, isyancı güçleri müzakere masasına çağıran niçin hep hükümet olmak zorunda? Gerici hükümetin devrimci güçleri müzakere masasına getiren taraf olmasını gerektiren bir prensip yoktur. Aslında müzakere masasına gitmeye iki taraf da razıdır. İlk adım ya da jest her iki taraftan da gelebilir. Bazen arabulucu bu konuda yardımcı olur. Bazen de, Filipinler Evrensel Barış Platformu ve Barış Yolcuları gibi barış savunucuları iki partiyi de müzakere masasına gelmeleri için teşvik ederler. Bu arada, JASIG'de, iki taraf barış görüşmelerinin tarafsız yabancı bir alanda yapılması konusunda uzlaşmışlardı.
Barış görüşmelerinin sınırları nelerdir? Barış görüşmeleri legal mücadelenin sadece bir başka formu, çatışan tarafların farklılıklarını görmeyi denedikleri bir diğer alandır. Mücadelenin diğer alanları, kırsaldaki gerici silahlı kuvvetlere karşı devrimci silahlı mücadele; halk karşıtı ve ulus karşıtı politikalara karşı (örneğin yargısız infazlar, işkence, kayıplar gibi) kasaba ve şehir merkezlerinde devrimci ve legal kitle hareketleridir (kitle eylemleri, grevler, protesto yürüyüşleri ve benzeri). Ayrıca parlamentoda da ilericiler ve gericiler arasında bir mücadele vardır. Bir zamanlar, eski Senator Tanada bir konuşmasında hükümetin bitmek bilmeyen diyaloga başvurmayı tercih ettiğini, çünkü hep varolagelen sosyal meseleleri ele alan somut reformlar gerçekleştirmeye ne hazır ne de donanımlı olduğunu söylemişti. Bu söz gerçekliğini bugün için de (Arroyo rejiminde) hala koruyor mu? Neden? Eski Senator Tanada'nın söylediklerinin gerçeklik payı var. Arroyo hükümeti şimdi, karşı-ayaklanmacı programı 'Oplan Bantay Laya'nın başarılı olduğu ve 2010'a kadar Yeni Halk Ordusu'nu askeri olarak mağlup edebileceği ya da etkisizleştireceği yanılsamasını yaratmaya çalışan, psikolojik savaş ve propaganda ile uğraşmaktadır.
O kadar yıldan sonra NDFP neden hala barış görüşmelerine katılıyor? Mevcut politik ve ekonomik duruma bakılırsa, barış görüşmelerinden beklentiler nedir? İmzalanan 12 anlaşma sayesinde, NDFP tam bir barış için müzakere etmeye istekli devrimci bir güç olduğunu ve halkın esas çıkarlarını kararlı bir şekilde temsil ettiğini göstermektedir. CARHRIHL, eğer uygulanırsa, insan haklarının durumunu ve uluslararası insancıl hukuk'a uyumluluğu geliştirebilir. Quezon City'deki Norveç Hükümeti tarafından da desteklenen Ortak Sekreterlik Ofisi, insan hakları ihlallerine yönelik şikayetler için bir alan sunuyor. Ülkenin farklı kısımlarında eğitim seminerleri gerçekleştirmenin yanında, başlıca Filipin dillerinde yazılmış, Cenevre Sözleşmeleri ve Protokolleri gibi İnsan Hakları ve Uluslararası İnsancıl Hukuk üzerine çeşitli eğitsel materyaller yayımlamaktadır. Mevcut ekonomik kriz, özellikle ülkeyi kasıp kavuran tayfundan sonra, sosyo-ekonomik reformlara olan acil ihtiyacı, hatta ve hatta barış görüşmeleri sırasında bile alınabilecek acil önlemlerin gerekliliğini göstermiştir. Fakat Arroyo hükümeti, halkın acil ihtiyaçlarına dikkat çekmektense daha çok psikolojik harple ve iktidara sıkı sıkı sarılmaya çalışmakla meşgul görünüyor. Bu yüzden barış görüşmelerinden beklentiler çok da parlak değil.
Fakat NDFP, Güvenlik ve Dokunulmazlık Anlaşması (JASIG) ile ve NDFP danışmanlarının ve diğer politik tutsakların tahliyesiyle uyumlu olarak, geçmiş anlaşmalar temelinde resmi görüşmeleri sürdürmeye ve en azından tayfundan sonra rehabilitasyon ve iyileştirme için acil önlemleri de içeren sosyo-ekonomik reformlar ve CARHRIHL'in uygulanması üzerine görüşmeleri yeniden başlatmaya açıktır.
Son olarak, hükümetin barış hakkındaki fikrinin ne olduğunu düşünüyorsunuz? Buna karşılık barış konusunda NDFP'nin fikri nedir? Bence, Arroyo hükümetinin barış fikri, DDR çerçevesi (Silahsızlandırma, Terhis, Entegrasyon) yoluyla devrimci hareketi teslimiyet tuzağına düşürmeye çalışarak onu pasifize etmekten ibarettir. NDFP'nin barış fikri ise köylüler için gerçekçi bir toprak reformu, adil ücretler ve çalışma koşulları ve işçilerin, köylülerin, kadınların, gençliğin, kent yoksullarının, yerli halkların, mesleklerin ve diğer sektörlerin haklarına saygıyı içermektedir. Herkes için eğitim ve sağlık, gerçekten bağımsız bir ülke (Birleşik Devletler ve diğer emperyalist tahakkümlerden bağımsız), tam ve kalıcı bir barış, Filipin halkının ulusal ve sosyal kurtuluş yolunda süren mücadelesinin meyveleri. Çok teşekkür ederim. Araştırmalarınız ve makaleniz için başarılar diliyorum. Solun Doğusu için Umut Can Çelik tarafından Türkçeleştirildi. |
| < Önceki | Sonraki > |
|---|














